Daimi Huzur
Huzura giden yolun ışığı olmak için çalışıyoruz...

147. MEKTUP

0 55

MEVZUU : İnkıta (ayrılmak), ittisalden (birleşmeden) önce midir yoksa sonra mıdır? Bunun beyanı..

***

NOT : İMAMI RABBANİ Hz. bu mektubu, Hace Eşref Kâbili’ye yazmıştır.

Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, bize ve size kemal basamaklarında terakkiler nasib eylesin.. Seyyid’ül-mürselin hürmetine.. Ona ve âline salâtlar ve selâmlar..

***

Tarikat meşayihinden bazıları:

— İnfisal ve inkita’ ittisalden önce gelir..

Demiştir. Allah sırlarının kudsiyetini artırsın.

Anlatılan büyüklerden bir başka zümre ise:

— İttisal, inkıta ve infisalden evveldir.

Diye anlatmışlardır. Bunların dışında üçüncü taife ise, bir şey demeyip durmuştur.

Anlatılan manada Ebu Said Harraz demiştir ki:

— İnkita’ haline varmazsan, bulamazsın; bulamayınca da inkita’ haline varamazsın.. Hangisi daha öncedir bilemiyorum?.

Bu satırların yazarı der ki:

— İnkita ve ittisal, bir anda taHakkuk eder.. İttisalin intika’dan ayrılması caiz olmadığı gibi; ittisal dahi inkita’ ve infisal olmadan hâsıl olmaz.

***

Burada bir hususun beyanı gayedir. Şöyle ki:

Hafa, eğer taHakkuk ederse., ki bu takaddümü zatide olup taayyün-ü aliyyedir; o zaman, üstte anlatılan infisalin ve inkita’m biri diğeri için olur..

Şeyh’ül-lslâm Herevî, üstte anlatılan ikinci yolu tutanlardandır; şöyle der:

— İşin bu taraftan başlaması daha iyidir. Yani: İttisal, infisalden evvel olmalıdır.

İnfisalin, ittisalden evvel olması gereğine inananlar dahi, bu önce inkâr etmiyorlar.. Bunların da, ittisalden muradları: Tam zuhurdur. Böyle bir şey dahi mutlak zuhura mani değildir. Bu durumda mutlak zuhur, infisal’den evvel olur. Tam zuhur ise, ondan sonraya kalır.

Durum yukarıda anlatıldığı gibi olunca, çekişmeleri yalnız lafız kalır. Ancak, birinci taifenin görüşü daha yüksek olup aza itibar etmezler. Şunun bilinmesi gerekir ki: Üstte yapılan tevcih üzerine, takaddüm-ü zamanı hâsıl olur.. Anla. Doğruyu, Sübhan Allah ilham eder..

Her hal ü kârda infisale ve ittisale mazhar olmak uygundur. Zira velâyet mertebesi bu iki mertebeye bağlıdır. Bundan başkası savrulan kuru otlardır.

Birinci mertebe: Seyr-i ilellaha merbut olup, ikinci mertebe: Seyr-i fillaha merbuttur.

Her iki seyrin biraraya gelmesi ile, velâyet mertebesine ve kemâle erilir.. Haliyle, dereceler değişiktir.

Kalan iki seyir dahi, tekmil mertebeyi tahsil içindir. Bir de, davet mertebesine kavuşmak için..

Bir şiir:

Seslendim nice kereler hep ona;
Diriler arasındaysa gelir cana..

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.