Daimi Huzur
Huzura giden yolun ışığı olmak için çalışıyoruz...

54. MEKTUP

0 87
54. Mektup
·         Şeyh Seyyid Nakip Efendi’ye göndermiştir.
·         Bidatçılarla dost olmaktan sakınma ve bidaçılarla dostluk kurmanın kafirlerle ilişki kurmaktan daha zararlı olduğu; bidatçı fırkalar içinde en kötüsünün Şia olduğu
                Göz kaymasından korunmuş olan Beşerin Efendisi hürmetine Allah mükafatınızı artırsın, işinizi kolaylaştırsın ve gönlünüzü sevinçle doldursun.
                Hadis-i şerifte geçtiğine göre “İnsanlara şükretmeyen Allah’a da şükretmemiş olur.”213İyiliklerinize teşekkür etmek bizim borcumuzdur. Zira ilk defa şeyh hazretlerimizin cemiyetinin sebebi sizdiniz. Bereketiniz sayesinde bu cemiyet içinde Hakk’ı talep ettik. Ve bu emellerimizden çok büyük bir nasib elde ettik. “Büyüklerin Ölmesiyle ben de büyüdüm.” hükmünce nöbet bu tabakaya intikal e-dince ikinci defa bu fakirlerin toplanmasına ve garip talebelerin işlerinin yoluna girmesine aracı oldunuz. Allah bizden yana sizi en iyi mükafatlarla ödüllendirsin.
                                               Eğer her saç bitim yerimde teşekkür eden dilim olsa,
Yine de şükrünü eda konusunda eksik kalırdı.
                Hak Sübhânehu’den arzumuz, ceddiniz Peygamberlerin Efendisi hürmetine zat-ı alilerinize yakışmayan şeylerden sizleri dünyada da ahirette de muhafaza etmesidir. Bu fakir beraberliğinizden uzak kaldı. Bilmiyorum, şerefli meclisinizde hangi sınıf insanlar vardır. Değerli mahfilinizde acaba siz kim beraberlik etmektedir.
                                               Acaba yanınızda eş ve dost kimler vardır?
Her gece bunu düşünmekten uyuyamıyorum.
                Şunu kesin olarak bilin ki; bidatçı biriyle dost olmak kafirle dost olmaktan daha zararlıdır. Bidatçıların en çirkin ve en alçağı da Resulullah’ın ashabına nefret duyguları taşıyanlardır. Nitekim Cenab-  Allah yüce Kur’ân’da; “Onlara kafirler kin duysun diye…”214 buyurarak, Sahâbe-i kirama kin besleyen kimselerin kafirler olduğunu belirtmektedir.
                Şeriatı ve Kur’ân’ı ilk tebliğ edenler Sahâbe-i kirâmdır. Eğer onlar kötülenirse Kur’an-ı Kerîm ve şeriatın da kötülenmesi gerekir. Kur’ân’ı Hz. Osman (r.a.) toplamıştır. Eğer Hz. Osman (r.a.) kötülenecek olursa Kur’an da kötülenmiş olur. Zındıkların düşüncelerinden Allah bizi korusun.
                Sahâbe-i kiram arasında baş gösteren ayrılıklar, tartışma ve savaşlar nefsani arzulara dayandırılamaz. Zira onların nefisleri beşerin en hayırlısı olan Peygamberimiz ile birlikte bulunma sebebiyle arınmış ve emmârelik vasfından kurtulmuştur.
                Fakat inancımız o ki, hak Hz. Ali’nin tarafındaydı. Hata ise onun muhalifleri tarafındaydı. Fakat bu hata içtihadı bir hata olup sahibini fasık kılmaz. Hatta böyle bir hatadan ötürü sahibini kınamak bile söz konusu olamaz. Zira bu tür bir hataya düşen kişiye bir sevap vardır. Saadetten uzak olan Yezid ise sahabeden değildir. Onun saadet sahasından uzak olması konusunda kimsenin diyeceği farklı bir sözü yoktur. Zira onun yaptığını Frenk kafirleri bile yapmazdı. Şu var ki, bazı Ehl-i Sünnet alimleri onun lanetlenmesi konusunda kararsız kalmıştır. Bu alimlerin kararsız kalmaları, Yezid’den veya onun işinden razı olmalarından değil, bilakis belki pişman olup tevbe etmiş olabileceği ihtimalinden ötürü ihtiyattan ileri gelmektedir.
                Yüce mecliste her gün Kutbuzzaman Mahdumulalem’in kitaplarından bir nebze okunması gerekir. Bu vesileyle onun ashâb-ı kiramı nasıl methettiği ve onları hangi edeple zikrettiği görülür ve muhalif kimseler mahcup ve rüsvay olurlar.
                Sahabeye cephe alan bu gurup son günlerde haddinden fazla azmakta ve her bir tarafa yayılmaktadır. Bu vesileyle biz de onların bozuk fikirlerini açıklamak üzere bir şeyler yazarak yüce meclise girmelerine veya değerli mahfilde bir itibar sağlamalarına mani olmak istedik. Allah Sübhânehû sizleri razı olduğu yol üzere sabit kılsın…
213 Tirmizi, nr. 1954; Ebu Davud, nr. 4811; Ahmed, el-Müsned, nr. 7495; İbnu Hibbân, nr. 3407; Beyhakî, es-Sünenül-Kübrâ, nr. 11816; et-Taberanî, el-Evsat, nr. 3582; el-Kebîr, nr. 519; Et-Tayâlisî, nr. 2491; Ebu Yavla, Müsned, nr. 1117; Heysemî, Ez-Zevâ’id, 8/180.
214 Fetih, 29.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.