Daimi Huzur
Huzura giden yolun ışığı olmak için çalışıyoruz...

63. MEKTUP

0 57
63. Mektup
·         Seyyid Nakip Şeyh Ferid’e göndermiştir.
·         Dinin asıl konularında bütün peygamberlerin müttefik olduğu, dinler arasındaki farklığın feri meselelerde olduğu; peygamberlerin üzerinde ittifak ettiği bazı sözlerin beyanı
                Allah sizleri değerli atalarınızın yolu üzere sabit kılsın. Onların en üstünü olan Peygamberimize doğrudan, diğerlerine ona bağlı olarak salat ve selam olsun.
                Bütün peygamberler, kainatın, kendileri aracılığıyla ebedi kurtuluş bahtiyarlığına eriştiği ve sonsuz belalardan emin olduğu, Allah’ın rahmet kaynaklarıdır. Eğer bu peygamberler olmasaydı hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah Teâlâ alemden hiç kimseye yüce zatını ve sıfatlarını bildirmez ve kimseye bu konuda bir işarette bulunmazdı. Kendisini bilme konusunda ebediyen kimseye yol göstermez, nihayetinde faydası kullara yönelik olan mahza ilahi lütuf eseri emirlerini yerine getirme, yasaklarından sakınma sorumluluğunu hiçbir kula yüklemezdi. Bunun gibi Allah’ın nelerden razı olduğu ve nelerden razı olmadığı sorusu cevap bulamazdı. Bu en büyük nimetin şükrü hangi dille yerine getirilebilir! Ve bu şükür görevini yerine getirmeye kimin kudreti olabilir!
                Bizlere nimet veren, İslam dini ile şereflendiren ve bizleri Peygamberlerini tasdik edenlerden kılan Allah’a sonsuz hamd olsun. Bu büyük peygamberler aslî 225 konularda ittifak halindedir. Allah’ın zatı, sıfatları, haşr-neşr, peygamberlerin gönderilmesi, meleklerin indirilmesi, vahyin gelmesi, ebedi cennet nimeti ve cehennem azabı gibi konularda onların insanlara bildirdikleri şeyler hep aynıdır. Onların farklı tebliğlerde bulunması, dinin ferî 226 meseleleri hakkındaki hükümlerle alakalıdır. Bunun hikmeti, Allah (c.c.) her dönemin peygamberine o zamana uygun hükümler vahyetmesidir. O peygamberleri dönemine ait hükümlerle sorumlu tutmuştur. Nitekim nesh ve tebdil de Allah Teâlâ’nın takdir ettiği bir takım hikmet ve maslahatlara dayalıdır. Genelde müstakil bir şeriat sahibi peygambere, nesh ve tebdil sonucu olarak, başka zamanlarda gelen hükümlere zıt bir takım hükümler gelmiştir.
                Peygamberlerin ittifak ettiği sözler ve dini esaslar, Hak Sübhânehû’ den başkasına ibadetin ve ona ortak koşulmasının men edilmesi, Allah’tan başka bir takım rabler edinmekten insanları menetmek esasına dayanır. Bu şeref peygamberlere ve onlara tabi olanlara mahsustur. Bu devletle başkaları şereflenememiştir. Peygamberlerden başka kimse bu kelimeleri söyleyememiştir. Peygamberleri inkâra kalkışanlar Allah’ın birliğini kabul etseler de, ya Müslümanları taklit etmişlerdir ya da birliğini kabul ettikleri halde Allah’ın ibadeti hak ettiğini kabullenmemişlerdir. Müslümanlar yani peygamberlere uyanlar ise hem vâcibü’l-vücûd olma konusunda hem de ibadete layık olma konusunda Allah’ın birliğini kabul etmişlerdir. Nitekim lâ ilahe illallah cümlesini söylemekten maksat, batıl ilahları red, Hak olan ilahı kabulden ibarettir.
                Yine peygamberlere mahsus olan özelliklerden biri de, kendilerini diğer insanlar gibi birer beşer olarak görmeleri, ibadet edilecek yegane ilahın Hak Sübhânehû olduğuna inanmaları ve insanları buna çağırmalarıdır. Allah’ı hulûl ve ittihaddan tenzih etmeleri de onların başlıca özelliklerindendir. Peygamberlik müessesesini inkâr edenler böyle değildir. Zira onların önderleri ilahlık iddiasında bulunur, Allah’ın kendilerine hulul ettiğini söylerler. Kendilerine ilah denmesinden ve ibadete layık olduklarını iddia etmekten sakınmazlar. Kuşkusuz onlar kulluk bağını boyunlarından çıkarıp çirkin işlere bulaşır ve İlahın hiçbir şeyden men edilemeyeceğini düşünerek her şeyi mubah kabul ederler. Her söylediklerinin doğru olduğunu, her yaptıklarının da meşru olduğunu sanırlar. Bunlar kendileri saptığı gibi bir çok kimseyi de saptırırlar. Onlara ve peşlerine takılanlara yazıklar olsun!
                Peygamberlerin üzerinde ittifak ettiği -inkârcılarının mahrum kaldığı- hususlardandır ki, onlar günahsız meleklerin ineceğini bildirirler. Onlar meleklerin bir kötülük işlemediğini ve insanlarla bir alakalarının olmadığını söyler, onların vahyin ve Allah kelamının peygamberlere güvenli birer taşıyıcısı olduklarına inanırlar. Peygamberlerin söylediği her şey meleklerin kendilerine bildirdiği şeylerdir. Peygamberler din adına söyledikleri her şeyi Hak Sübhânehu den alarak söyler, tebliğ ettikleri şeyleri hep Hak adına tebliğ ederler. Onların ictihadi görüşleri de vahiyle teyid (tasdik) edilmiştir. Eğer onlar içtihatlarında hata edecek olsalar derhal kesin vahiyle Allah’tan uyarı alırlar.
                Peygamberleri inkar edenlerin ilahlık iddiasında bulunan öncüleri ise söyledikleri her şeyi yanlarından söyler ve ilahlık iddiasında bulundukları için bunları doğru zannederler. O halde insaf etmek gerekir. Bir kimse aklı kıt olduğundan kendisini ibadete layık bir ilah olarak görse ve bu sapkın hayaline binaen bir takım çirkin işlere teşebbüs etse onun sözlerine nasıl itibar edilir ki! Ona uymayı gerektirecek şey ne olabilir ki!
                               Her kap içindekini sızdırır.
                Bu tür sözleri sarf etmemin sebebi, konunun bütün çıplaklığıyla gözler önüne serilmesini sağlamaktır. Yoksa hak batıldan tamamen ayrılmış, nur karanlıktan iyice fark edilir hale gelmiştir. “Hak geldi batıl zail oldu. Zaten batıl yok olmaya mahkumdur.”227 Ey Allah’ım! Bizleri bu büyük peygamberlere uyma hususundan sabit kıl.
                Baki Meram, zat-ı alileriniz Seyyid Miyan Pir Kemal’i daha iyi bilir. Bu konuda yazmama aslında hacet yok! Fakat şu kadarıyla yazayım ki, bu fakir uzun bir müddettir onun sevgisinden haz duyuyor. Onda da uzun zamandır yüce eşikleri öpme arzusu bulunuyor. Fakat bu sıralar kendisinde bir hastalık baş gösterdi ve bir müddettir yatağa düştü. Ayağa kalktıktan sonra, zat-i alilerinizden inayet ümidiyle, umut ve arzuların kaynağı yüce huzurlarınıza yönelecektir.
225 Aslî konular, bütün ilahi dinlerin üzerinde ittifak ettiği inanç esaslarıdır.
226 Ferî konular, zaman, iklim ve kültürel şartlara göre değişiklik arz eden ilahi hükümler. Allah’a ibadetin şekil ve keyfiyetiyle alakalı hükümler bu tür konular arasında yer alır.
227 İsra, 81.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.