Daimi Huzur
Huzura giden yolun ışığı olmak için çalışıyoruz...

85. MEKTUP

0 59
  1. MEKTUP
  • ·         Mirzâ Fethullah Hakîm’e yazılmıştır
  • ·         Sâlih amelleri işlemeye; özellikle namazları cemaatle kılmaya teşvik vb benzer meseleler

 

Allah Sübhânehû sizleri razı olduğu işleri yapmaya muvaffak kılsın.

Bilmek gerekir ki insanın akidesini mutlaka düzeltmesi gerektiği gibi sâlih amelleri işlemesi de mutlaka gereklidir. İbâdetlerin en kapsayıcısı ve taatların içinde Allah Teâlâ’ya en çok yaklaştıran ibâdet, namazı eda etmektir. Efendimiz’in (s.a.v.) de buyurduğu gibi; “Namaz dînin direğidir; onu dosdoğru kılan dînini dosdoğru yapmıştır. Onu terk eden, dînini yıkmıştır.”  1

Namazı devamlı olarak kılmayı başaran kimse kötülüklerden ve çirkinliklerden kaçınmış olur. Allah Teâlâ’nın, “Şüphesiz namaz kötü ve iğrenç şeylerden alıkoyar.” (Ankebut: 45) âyeti de bu sözü doğrulamaktadır.

Bu durumda olmayan, yani sahibini kötülüklerden ve çirkinliklerden alıkoymayan namaz şekilden ibârettir ve bu namazın hakikati yoktur. Ancak, hakikat elde edilinceye kadar şekli terk etmemek gerekir. Çünkü “Tamamı elde edilemeyen şeyin hepsi de terk edilmez.” (Tamamına ulaşılamıyor diye bir işi tamamen terk etmek olmaz). Zîrâ sonsuz kerem sahibi olan Allah’ın o şekle de itibar etmesi ve onu hakîkî namaz yerine kabul etmesi muhtemeldir. O halde namazları cemaatle, huşû’ içinde ve Mevlâ’nın karşısında boyun bükerek eda etmeye devam etmeli. Çünkü bu, kurtuluşa ve felaha ulaşma sebebidir.

Allah Sübhânehû şöyle buyurur: “Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir. Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler.” (Müminun: 1-2)

Velhasıl tehlike yani reddedilme korkusu ile amel işlemek gerekmektedir. Görülmez mi ki; savaş esnasında düşmanın gâlip gelmeye başladığı bir hengâmede askerlerin basit hareketlerinin ve küçük mücâdelelerinin bile büyük bir değeri olur. İşte aynı şekilde nefsânî şehvetleri ağır basmasına rağmen zorlayarak nefislerini ıslah etme yolunu seçmeleri sebebiyle, gençlerin nefislerini ıslaha çalışmasının da Allah’ın indinde büyük değeri vardır.

Ashab-ı Kehf, yalnızca bir defa hicret ederek din düşmanlarını terk etmeleri sebebi ile Allah indinde bu rütbeyi, bu azameti ve ihtişamı bütünüyle yakalamıştır. Nitekim hadis-i şerifte şöyle buyurulur:

“Kargaşa (fitne fesad) zamanında ibâdet etmek, bana hicret etmek gibidir.” 2 Görülüyor ki ibâdete engel olan tutum hakikatte ibâdetin itibar edilmesine sebep de olabilmektedir. Bundan daha fazla ne yazayım…

Oğlum Bahâuddîn dervişlerin sohbetinden hoşlanmaz. Bilakis o servet ve zenginlik sahiplerine ve dünya ehline meyleder. Bilmez ki onlarla hemhal olmak öldürücü bir zehirdir… Bol ve lezzetli yemekleri insanın iç dünyasındaki karanlığı artırmakta ve kalbi katılaştırmaktadır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.