Daimi Huzur
Huzura giden yolun ışığı olmak için çalışıyoruz...

NAMAZ VAKİTLERİ

0 172

Ebu Musa el Eş’ari r.a., Nebi sallallahu aleyhi ve selemden şöyle rivayet etti:
“Namaz vakitlerinden soran biri geldi, ona bir şey söylemedi (cevab vermedi). Başka bir rivayette “Bizimle birlikte namaza hazır ol” dedi.

Ravi derki: Sabah namazı hazır oldu, öyleki sabah açıldı ve insanlar nerdeyse birbirlerini (aydınlık sebebiyle) tanıyacak oldular.

Sonra güneş zail olunca (tepeden inmeye başlayınca) öğleni kılmakla emretti. Soran kişi şöyle demekteydi: Muhakkak gündüz yarısı oldu.

Sonra ikindiyi kılmakla emretti, halbuki güneş yüksekte idi (henüz iyice aşağı inmemişti), güneş batınca akşamı kılmakla emretti. Şafak kaybolunca yatsıyı kılmakla emretti.
Sora ertesi gün sabah namazını erteledi, taki sabahı kılıp bitirdi. Soran şöyle demekteydi: Nerdeyse güneş doğmaktaydı.

Öğleni erteledi de dünkü ikindiye yakın vakitte kıldı. Sonra ikindiyi erteledi de onu bitirdi. Soran şöyle diyordu: muhakkak güneş kızardı.

Sonra akşamı erteledi nerdeyse şafak düşecekti (ortalık iyice kararacaktı)
Sora yatsıyı erteledi, taki gecenin ilk üçte biri oluncaya kadar. Sonra ertesi sabah olunca soranı çağırdı ve dedi: Vakitler, şunların arasındakilerdir.”

Bu açıklamada iki gün kılınan namazların vakitleri net olarak beyan edilmiştir.
Müslim, Nebi sallallahu aleyhi ve selemin şöyle buyurduğunu rivayet etti:
“Öğlenin vakti, güneş zail olduğu anda başalar, -kişinin gölgesi, kendi uzunluğu kadar olunca- ikindi vakti hazır olmadıkça ya kadar.”

Tirmizi Namazların vakitleri babı: 113/149
İbni Abbas r.anhuma Nebi sallallahu aleyhi ve selem den şöyle buyurduğunu rivayet etti:
“Cibril a.s. bana Beytin (Kabe’nin) yanında iki kere imam oldu. Bunlardan ilkinde bana öğleni kıldırdı, bu an fey’i zevalin, şirak (takunya kayışı) kadar olduğu andır. (Yani, hafifçe kavis çizip inmeye başlaması anı).

Sonra ikindiyi, her şeyin gölgesi misli kadar olduğu anda kıldırdı. Sonra akşamı, oruçlunun iftar ettiği güneşin battığı anda kıldırdı. Sonra yatsıyı şafak kaybolunca kıldırdı.
Sonra (ertesi gün) sabahı, oruçlunun yemesinin haram olduğu ilk şafak vaktinde kıldırdı.
İkinci defasında öğleni, dünkü ikindi vaktine yakın, yani her şeyin gölgesinin bir misli olduğu anda kıldırdı. Sonra ikindiyi herşeytin gölgesinin iki misli olduğunda kıldırdı. Sonra akşamı ilk vaktinde (güneş batınca) kıldırdı. Sonra yatsıyı gecenin üçte biri geçince kıldırdı, sonra sabahı yeryüzü aydınlanınca kıldırdı.

Sonra Cibril bana dönerek: Ya Muhammed! Şunlar senden evvelki Nebilerin namaz vakitleridir. Vakitler, ikisinin arasındaki vakitlerdir.”

Bu vakitlerin evvelkileri Şafiilerin tercihi oluyor, sona doğru olanları da Hanefi mezhebinin tercihi oluyor. Bütün mezhebler beş vaktin ayrı ayrı olduğunda ittifaklıdır. Bazı mezheblerde sefer veya şiddetli zaruret anında öğlen ikindi ile, akşam yatsı ile birleştiriliyor. Bu durum Hanefi mezhebinde yoktur, caiz olmaz.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.