Daimi Huzur
Huzura giden yolun ışığı olmak için çalışıyoruz...

Efendi Hazretleri 39. Sohbet

0 49

SOHBET- 39 KEHF 46-49
–Dünya malı
–İnsanlar ahirette 3 kişi ile kıyaslanır

Efendi Hazretleri 39. Sohbet
DÜNYA MALI
Ders ayeti:
“Mal ve oğullar dünya hayatının zinetidir. Baki kalacak iyi ameller, Rabbinin indinde sevabca ve amel yönünden daha hayırlıdır.”
 
Mal, insanın elde etmek istediği her şeyi içine alır. Altın,gümüş maldır. Ev, arsa, fabrika, dükkan, dükkan maldır. Sığırlar,koyunlar ve diğer hayvanlar maldır.
 
Mal, kendisinden faydalanılması ve toplanılması mümkün olan herşeye denir. Bütün eşyalar, halılar, kilimler hepsi maldır. Mal ve oğullar nefsin süsüdür. Kişi bunlarla övünür, halbuki bunlar fanidir.
 
Mevla Teala, dünya hayatının fani olduğunu, dünyanın malına, mülküne güvenilmeyeceğini, Kehf suresinin bir başkaayet-i celilesinde bir misalle şöyle beyan buyurmaktadır.
 
“(Ey Resulüm!) Onlara (Mekke halkına), dünya hayatının halini şöyle temsil yap: (Dünya hayatı) Gökten indirdiğimiz bir yağmura benzer ki, onunlaarzın bitkileri (her renk ve çiçekten) birbirine karışmış, nihayet bir çöp kırıntısı olmuştur. Rüzgarlar onu savurur gider, Allah herşeye muktedir bulunuyor. (Ayet:45)
İşte bir insanın dünyada geçirdiği bebekliği, gençliği, gelin ya da damat olması, sonra da yaşlanıp ölmesi, bitkilerin yeşermesi akabinde solup rüzgar tarafından savrulup yok olması gibidir.
 
Mallarımız, evlatlarımız, torunlarımız, malik olduğumuz, herşey, madem ki bir gün elimizden çıkacak, bizde bu hengamenin arasından dünya hayatımızda ahiret hayatımız için lazım olacakları kapalım.
 
Üstadım Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazrteleri buyururdu:
“Mal yılandır, rütbe ondan daha zararlıdır, ilim azgınlık sebeplerindendir.”
 
Mal ata benzer. Bir kimsenin güçlü kuvvetli sıhhatli bir atı olsa, sahibi de ona binmesini, onu kullanmasını bilse, o at ile ne mesafelere gider, ne zor işlerini halleder, ne yükler taşır. Yani sahibi akıllı olursa, ondan tam manasıyla istifade eder. Ama sahibi akıllı olmaz ise, onu idare etmeyi bilmezse, at onu sırtından yere atar, belkide üstüne basar ölümüne sebep olur.
 
İlim kötü adamın eline düşerse, dünya fesada uğrar, iyi adamın eline geçerse, dünya abad olur. Yağmur taneleri yılann midesine gittiğinde zehir olur, o taneyi bazı deniz mahlukları yuttuğunda ise inci olur.
 
Ey cemaat-ı müslimin! Türkiyenin belki de bütün dünyanın manevi direkleri sizlersiniz. Çok dikkatli olalım!
 
Ayet-i celile de geçen (ve’l bakıyatü’ssalihin) den murat: Namaz,oruç,hac,zekat,tesbih,tahmid,tekbir,tehlil’dir.
 
Efendimiz(sallallahu aleyhi ve sellem): “Benim, sühanallahi vel hamdülillahi ve la ilahe ilallahu vallahu ekber, demekliğim bana üzerine güneş doğan herşeyden daha sevgilidir.” buyurmuştur.
 
Mevla Teala, Suer-i Sebe’de şöyle buyurmaktadır:
 
“Siz (manevi derecelerle) huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınız ne çocuklarınız değildir. Ancak iman edip de, salih amel işleyen (bize yaklaşır), işte bunlar (o kimselerdir ki) yaptıklarına karşılık kendilerine kat kat mükafat vardır. Ve onlar, cennetin yüksek makamlarında emniyet içindedirler.” (Ayet:37)
 
Cennet kupkuru bir ovadır. Orada yerden kendi kendine çıkan bir yeşil ot dahi yoktur. Bizlerin dünyada iken işlemiş olduğumuz ibadet ve taatlarımız, o ovayı yeşertir. Burada kıldığımız namazların, tuttuğumuz oruçların, söylediğimiz zikirlerin mukabilinde orada bizler için köşkler,saraylar yapılır, ağaçlar dikilir, gilmanlar, huriler hazır edilir.
 
Hal böyle iken bazı müslümanlar şu kısacık dünya hayatını ibadet,taat ile geçirecek yere televizyon,video seyrederek ömürlerini beyhude yere harcarlar. Uyarıldıklarında da: “Hoca Efendi ne yapalım bi kere alışmışız” derler.
 
Mevla Teala’dan dayak yemediler de o sebepten rahatça böyle söyleyebiliyolar. Dünya fanidir, gelip geçecektir. Bu sebepten Ey insan! Ver kendini baki olan ilme, ibadete, rabıtaya,murakabeye, zikre, rahatlık arama şu dünyada.
 
Bu demek değildir geçim için çalışma., Şeriatta eksiklik yapılmadan, faiz yenilmeden, rüşvet alınmadan,amellerde noksanlık yapılmadan rızık kazanmak için çalışmakta ibadettir. Dünya elimizden gidiyor, ahiretide kazanmazsak, iki cami arasında binamaz oluruz.
 
(Ders ayeti)
“Dağları yürüteceğimiz şu günü hatırla, hemde sen arzı o gün çırıl çıplak görürsün ve biz onları toplamışız da, hiç kimsyei bırakmamışızdır.”
 
Önce küçük kıyamet alametleri, sonrada büyük kıyamet alametleri belirdikten sonra, dört büyük melekten biri olan İsrafil(aleyhisselam) Sur adı verilen boruya üflemesiyle dünya hayatı sona erecektir. Dağlar yürütülecek paramparça olacak, yeryüzü şiddetli bir sarsıntı ile sarsılackatır. Bütün varlıklar toz duman haline gelecektir.
 
İşte o zaman, şiddetli bir tayfun, bir kasırga bütün varlıkları önüne katıp bir toz bulutu gibi süpürecek, götürecek, yeryüzü çırıl çıplak otsuz, pürüzsüz kalacak, dağ, taş, bina gibi şeylerden eser bile kalmayacaktır.
 
Hemde o gün yeryüzü definler,hazineler ve ölülerden içinde ne kadar gizli şeyler varsa, hepsini dışarı atacak onda gizli bir şey kalmayacak, arz böylece bariz ve açık olarak görülecektir.
 
Aradan bir zaman geçecek, sonra iinci bir defa Sur’a üfürülecek, ruhlar bedenlerini bulacak, herkes yattığı yerden kalkacak, İsrafil (aleyhisselam) diyecektir ki: “Muhakkak Allah, sizlere toplanıp hesap için mahşere gelmenizi emreder”
 
Allah-u Teala, akıllıları, aklısızları, çocukları, melekleri, cinleri, şeytanları ve hayvanları, kısaca göklerde, karada ve denizde ne kadar büyük, küçüük canlı varsa hepsini Arasat meydanında haşredecektir. Haşr meydanına gelecek olan beden ve ruhtur.
İNSANLAR 3 KİŞİ İLE KIYASLANIR
(Ders ayeti)
“Onlar Rablerine saf olarak arzolunacaklar, onlara denilecek ki: ‘Celalim hakkı için siz, bize ilk önce halketiiğimiz gibi geldiniz. Hayrı! Bizim size bir mevi’d kılmadığımızı zannetmiştiniz.”
 
Bütün insanlar baş açık, yalın ayak, sünnetsiz olarak Allah-u Teala’nın huzurunda toplanacaklardır. Annelerinden doğdukları hal üzere geleceklerdir. Nasıl ki insanlar annelerinden doğduklarında ayaklarında şalvar, sırtlarında cübbe, başlarında sarık, bedenlerinde her hangi bir elbise yok ise, aynen öyle.
 
Allah-u Teala’nın huzurunda dünya hayatının hesabını vereceğiz. Göz, kulak, ağız, el, ayak, mide, avret mahalli gibi mesul azalardan sorulacağız. Kalpten de sorulacağız. Mevla Teala, Sure-i Şura’da şöyle buyurmaktadır:
“O gün ki, ne mal verir, ne de oğullar, ancak Allah halis ve pak bir kalp ile varan müstesna”(Ayet:88-89)
 
İşitilen günahların hepsi yazılmaktadır. Hazreti Osman (radıyallahu anh) ın halifeliği zamanında bir zat onu ziyarete geliyorken gözü yoldan geçen bir adın ailişti. Sonra kendisini toparladı ve yoluna devam etti.
 
Halifenin huzuruna girdiğinde, Mevla Teala’nın bildirmesi ile onun az önceki haline vakıf olan halife: “Henüz gözlerinden zina eseri çıkmamış olan bir adam halifenin huzuruna nasıl gelebilir?” dedi.
 
Halifenin huzuruna böyle bir durumda çıkılmaz ise, kainatın Rabbi olan Allah-u Teala’nın huzuruna, irtikap edilen o büyük günahlar ile nasıl çıkılır?
 
Kulluk zor meseledir, her an iğnenin tepesinde imiş gibi yaşamak lazımdır. Görünen, görünmeyen yerde mecliste, tenhada hep takva üzre olalım. Yapılan kusurları, hataları, günahları istiğfar ile tamizlemelidir. Allah-u Teala’dan af dilemelidir.
 
Mevla Teala Sure-i Hud’da şöyle buyurluyor:
“Doğrusu hasenat (iyilikler), günahları mahveder” (Ayet:114′den)
 
Dersimizin ayet-i celilelerine devam edelim:
 
“Amel defterleri (ellerine konmuştur), artık o mücrimleri göreceksin ki, (defterlerinde yazılı) günahlardan korkmuşlar ve şöyle diyorlar: ‘Eyvah bize! Bu deftere ne olmuş (günahlarımızdan) küçük büyük bırakmayıp hepsini toplamış. ‘Onlar bütün yaptıklarını (defterlerinde) hazır bulmuşlardır. Senin Rabbin hiçkimseye zulmetmez.”
 
Yapılmış olan iyilik ve kötülük bir iğnenin tepesi kadar küçükte olsa, o kaybolmaz illa Mevla Teala onun karşılığını verir. Amellerimizin yazılı olduğu kitap, uçarak açık olan ellerimize konacak.
 
Nitekim Rabiatül Adviyye (rahmetullahi aleyha): “Her kar yağdığı zaman, mahşer meydanında ellerimize defterlerimizin uçuşarak geleceğini hatırlarım.” demiştir.
 
Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: “Kıyamet günü insanlar üç kimseyle kıyaslanarak hesaba çekilecektir. Bunlar Yusuf, Eyyüb, Süleyman (Aleyhümüsselam) dır.
 
Mevla Teala, bir köleyi çağıracak, ona ‘Seni benden ne meşgul etti?’ diyecek. Bunun üzerine o köle “Beni Ademoğluna köle yapmıştın, o beni boş bırakmadı.” diye cevap verecek.
 
Bunun üzerine Allah-u Teala, Yusuf (aleyhisselam) ı çağıracak ve ona: “Şuda senin gibib bir köleydi, kölelik onu bana ibadet etmekten menetmedi.” buyuracak ve o köle ateş ile emrolunacak.
 
Sonra Meva Teala derde müptela br kimseyi çağıracak, o kimse de: “Beni bela ile meşgul kıldın da sana ibadet edemedim” dediğinde Allah-u Teala, Eyyüb (aleyhisselam)ı çağıracak: “Bunu senin belandan daha şiddetlisiyle müptela kıldım da bu, onu bana ibadetten menetmedi.” buyuracak ve o kimse ateşe götürülmekle emrolunacak.
 
Sonra Mevla Teala’nın dünyada kendisine bol rızık verdiği kimse getirilecek Allah-u Teala ona : “Sana verdiğim şeyde nasıl amel ettin?” buyuracak.
 
O kimse “Mal mülk beni, sana ibadetten meşgul etti.” diyecek. Bunun üzerien Süleyman(aleyhisselam) çağırılacak da Allah-u Teala Hazretleri ona “Şu benim kulum Süleymandır. Ben buna, sana verdiğimden daha çoğunu verdim. Bu mülk onu bana ibadetten alıkoymadı. Git! Senin için özür yoktur.” buyuracak ve onun ateşe götürülmesi emrolunacak.
 
Bir de fakirlikten sebep ibadet edemediklerini söyleyen insanlar olacaktır. Onlara da Hazreti isa(aleyhisselam) örnek gösterilecektir. Çünkü İsa (aleyhisselam) ın hiçbir malı mülkü yoktu, üzerinde sadece bir iğne iplik taşırdı.
 
Ey Cemaat-ı Müslimin! Bırakın şu dünyanın modasını, düzenini, dünyanın düzeni bozulmuş, çarkı kopmuştur. On para etmez o!

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.